Mısır’da dünyanın en eski manastırı bulundu

Mısır'da dünyanın en eski manastırı bulundu
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mısır’da dünyanın en eski manastırı olabileceği belirlenen en az 1600 yıllık yapı ortaya çıkarıldı. Uzmanlar, keşfin Hıristiyanlığın ilk dönemine ait bakışı değiştireceğini söylüyor. Yapının turist ziyaretine açılması ise harap durumundan dolayı pek mümkün görünmüyor.

Mısır’da Bahariye Vahası’nda (Bahariya Oasis) keşif çalışmaları yürüten Norveçli ekip, dünyanın bilinen en eski manastırının kalıntılarına ulaştı. Mısır Antik Bakanlığı, 3 kilise kalıntısı ve keşiş odalarından oluşan 6 bölümün gün yüzüne çıkarıldığını açıkladı.

Yaklaşık 1600 yıl öncesine dayandığı sanılan manastırın duvarları ve yer döşemelerinde Antik Yunan harfleri ve İncil’den alıntılar göze çarpıyor. Karbon tarihleme yöntemini kullanan ekipler, M.S. 350’den kalma madeni para, seramik ve camdan objeler gibi eşyaların yanı sıra içinde fırın ve masaların bulunduğu teşekküllü mutfaklar, gardıropların bulunduğu bir salon ve şarap çömleklerinin saklandığına inanılan mahzenler de buldu.

Yapıya ait son keşif Aralık 2020’deydi; kayaya oyulmuş bir kilise ve 19 yapı bulunmuştu.

كشفت البعثة الأثرية النرويجية الفرنسية العاملة بموقع تل جنوب قصر العجوز بالواحات البحرية عن عدد من المباني من حجر البازلت والمنحوته فى الصخر ومباني من الطوب اللبن
The Norwegian French Mission discovered Mud brick buildings dating to the 4th & 7th centuries AD in Bahariya Oasis pic.twitter.com/98odX0Mgj4

— Ministry of Tourism and Antiquities (@TourismandAntiq) March 13, 2021

​Arkeolog Victor Ghica, Norveç devlet yayın kuruluşu NRK’ya verdiği demeçte “Çok eğlenceli ve heyecan verici. Dünyanın en eski manastırı olduğunu sanıyoruz” dedi. Keşfi ‘bir başkasının evine girmeye benzeten Ghica, “Tabaklar, fırın içinde pişirme kapları, balık kemiği kalıntıları, hayvan kılı ve tahıl bulduk. Bunların hepsini tahminen 5. ya da 6. yüzyılda manastırdan ayrılırken geride bırakmışlar” ifadelerini kullandı.

Mahmut Yıldız
© DHA
Göbeklitepe’nin keşfedilme öyküsü: ‘Burası taşlı bir tarlaydı ama verimliydi, mercimek ekiyorduk’

Manastıra ait şaşırtıcı şeylerden biri de keşişlerin bugün Tunus ve Cezayir’in bulunduğu bölgeden getirilmiş kadeh gibi özel objeler kullanmış olması. Nitekim “Bu bulgular Hıristiyanlığın ilk dönemine ait bakışımızı değiştiriyor” diye devam eden Ghica, “M.S. 350 civarında kompleks manastır toplulukları olduğunu görüyoruz ki bu çok erken bir tarih” vurgusu yaptı.

Bununla birlikte Ghica, kültürel ve tarihi değerine dair manastırın turist ziyaretine açılamayacağını çünkü açık havada muhafaza etmenin imkansız olduğu konusunda uyardı. Manastırın özellikle kilden yapılmış kısmının çok dayanıksız olduğunu, 2 sağanak yağmur ve 4 yıl boyunca rüzgara maruz kalırsa tamamen yok olacağını söyleyen Ghica, “Manastırı korumanın en iyi yolu üstünü yine kumla örtmek. Üzücü bir durum ama başka arkeolojik alanların nasıl yok olduğunu kendi gözlerime gördüm” ifadesini kullandı.

Tarihçi Hakon Steinar Fiane Teigen de keşfin büyük ilgi çekeceğini çünkü Mısır’daki manastırlar hakkında yazılı kaynaklar olsa da somut keşiflerin sayılı olduğunu dile getirdi. Teigen “Tarihi baştan yazmayacak olsak da en azından daha zengin kılmaya çabalamalıyız” dedi.

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Habere Doğru ayrıcalıklarındandan yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!