Boğaziçi Direnişi sürüyor: Bir adım bile geri atmayacağız

Boğaziçi Direnişi sürüyor: Bir adım bile geri atmayacağız
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Boğaziçi Direnişi sürüyor: Bir adım bile geri atmayacağız

Öğrencileri, kulüpleri, akademisyenleri hedef gösteren AKP iktidarına karşı üniversitenin tüm bileşenleri bir arada durarak direnmeye devam ediyor. Tutuklamalarla, ev hapisleriyle, gözaltılarla gözdağı verilmeye çalışılıyor. Bu saldırgan tavır öğrencilerin haklılığını teyit ediyor.

***

ÖZERK ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Deniz Yılmaz: Beyza arkadaşımızın resmen sipariş üzerine İzmir’de ailesinin yanından alınıp İstanbul’a getirilmesi ve çok kısa bir sürede tutuklama kararının çıkması aslında bize çok şey anlatıyor. Bu yapılanlar açıkça öğrencilerin gözünü korkutma hamleleri. ‘’Siz eylemlerinize devam ederseniz biz de gözaltılara, tutuklamalara devam ederiz, buna muktediriz.’’ demek oluyor. Bu gözaltıların, tutuklamaların taktiksel yapılan hamleler olduğunu görüyoruz ve her sloganda söylediğimiz gibi bizi yıldırmıyor. Beyza’nın serbest bırakılması güçlü olduğumuzu, haklı olduğumuzu bir kez daha hissettirdi. Bu yaşadıklarımız bizi kamçılıyor ve bir kez de arkadaşlarımız için mücadele etmemizi sağlıyor. Özerk bir üniversite istiyoruz, rektörü seçimle belirlemek istiyoruz ve bu söylediklerimizin tüm üniversitelerde uygulanmasını istiyoruz. Bizim için durum hala aynı ancak son olarak üniversitemize cumhurbaşkanı kararnamesiyle iki yeni fakültenin atanmasıyla saldırının boyutu da değişmiş oldu. Bir üniversiteye yeni fakülte açılamaz mı? Elbette açılabilir ancak bu kararın belli aşamalardan geçmiş olması gerekir, çeşitli istişareler yapılır ve ihtiyaç olup olmadığı tespit edilir. Hocalarımız yaptıkları basın açıklamasında da Boğaziçi Üniversitesi’nin bu yeni iki fakülteye ihtiyaç duyacak bir projeksiyonunun olmadığını ve okulumuzun böyle bir misyonu olmadığını ifade ettiler. Bence bu açıklamayı iyi anlamak gerekiyor, çünkü bunu anladığımız zaman neden bir gece ansızın kimseye sorulmaksızın iki fakülte açıldığının sebebini anlamak da mümkün. Akademik, hukuki ya da fiziksel tüm saldırılar direnişimizi yıldırmak için yapılıyor.

***

DÖNÜM NOKTASINA GELDİK

Bir Boğaziçi üniversitesi öğrencisi olarak bu tutuklamaların haksız ve hukuksuz olduğunun bilincindeyim. Talebimiz ev hapsindeki arkadaşlarımız da dahil olmak üzere tüm arkadaşlarımızın serbest bırakılması. Direnişin bundan sonra daha da güçleneceğini düşünüyorum çünkü artık bir dönüm noktasına geldik. 30 günü aşkın bir süredir direnişteyiz ve bu süre zarfında sadece okul içinde değil dışarda da çok fazla şey yaşandı. Kayyum fakülteler konuşuluyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde halihazırda 4 tane fakülte var ve okulun fakülteleriyle, hocalarıyla, öğrencileriyle oluşturduğu bir akademik kültürü var. Dışardan bir emirle hocaların ve öğrencilerin hiçbir talebi olmadan fakülte atanması akademiye baskıyla müdahale etmek demektir. Şu an kayyum rektör hocalarla ve öğrencilerle yapamadığını dışardan atadığı fakültelerin içine kendi istediği insanları doldurarak okulun oturmuş kültürünü değiştirme çabasıyla başarabileceğini düşünüyor. Bu anlamda bu fakülteler tam olarak Truva atı işlevi görüyorlar aslında. Burada göremediği desteği dışardan gelecek hocalarla görebilmeyi planlıyor. Direniş güçlenerek devam etmeli özellikle de kampüs içinde. Üniversitemize fakülteler atanmışken, okul içinde keyfi gözaltılar yapılıyorken kampüs alanını terk etmemek ve tüm öğrencilerle burayı güçlendirmek çok önemli. Bu yarım kalacak bir mücadele değil. Kayyum rektör gidene kadar burada olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızı da geri alacağız, kayyum fakülteleri de açtırmamak için elimizden geleni yapacağız.

***

BİR ARADA DURARAK İYİLEŞİYORUZ

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Rümeysa Özüyağlı: İktidar tarafından direnişimiz terörize edilmeye çalışılıyor şu anda, arkadaşlarımız tutuklandı ve bu tutuklamaların ne kadar irrasyonel bir yerden geldiğini görüyoruz. Burada bir arada durarak iyileşiyoruz ve bu durum bana çok umut veriyor. Kayyum rektörden sonra kayyum fakülteler atandı okulumuza yakın zamanda, iktidar ne yapmaya çalışırsa çalışsın vazgeçmiyoruz, insanlar da vazgeçmiyorlar. İnanılmaz büyük bir kamuoyu desteğine sahibiz, meşruiyetimizin farkındayız. O yüzden baskıların, tutuklamaların bizi yıldırmayacağına dair attığımız sloganların gerçekte de bir karşılığı olduğuna inanıyorum ve insanların da buna dair inançlarıyla harekete geçebileceğini düşünüyorum.

***

DİRENİŞ ENERJİSİNİ KAYBETMİYOR

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi: Direnişimiz enerjisini kaybetmeden devam ediyor. Melih Bulu’nun kendisi de direnişin 6 ay süreceğine dair bir öngörüde bulundu. Bu da demek oluyor ki önümüzdeki 6 ay istifa etmeyi düşünmüyor. Keyfi bilir, biz direnişimizin sönümleneceğini düşünmüyoruz. Bu süreçte tıpkı Doğu ve Selo gibi, arkadaşlarımız hedef gösterilerek, sırf siyasiler memnun olsunlar diye gözaltına alınıyorlar, tutuklanıyorlar. Ellerinde hiçbir delil yokken bu tutuklamaların neye dayanarak yapıldığını hiçbir şekilde anlamıyoruz ve bu hepimizde bir öfke yaratıyor. Şanslıyız ki bu durum bizi yıldırmaktan çok enerji veriyor. Biz ne zaman rehavete kapılacak gibi olsak sağ olsunlar arkamızdan yeni bir kamçıyla bize bir yeni neden daha vermiş oluyorlar mücadeleye devam etmemiz için. Buna bir örnek de yeni fakültelerin açılması. Bu kararın zamanlaması çok önemli. Akademik belirsizliğin, hocaların destek vermediği bir kayyumluk zamanında yeni fakültelerin açılması kararı akıllara direkt şu soruyu getiriyor. ‘’Acaba fakülteler okulun gelişmesi için mi yoksa bu fakülteler içlerine dışardan hocalar doldurularak kayyumu destekleyen yeni bir akademi oluşturmak için mi açılmak isteniyor?’’ Açıkçası ben ikincisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü hocalarımız Melih Bulu’ya karşı sert bir duruş içerisindelerdi ve memnuniyetsizliklerini dile getiriyorlardı. Kayyum rektör Melih Bulu da anladığım kadarıyla, ‘’Eğer siz beni desteklemiyorsanız ben dışardan beni destekleyecekleri getiririm.’’ düşüncesiyle iki yeni fakülteye onay vermiş. Bir yandan da şunu düşünmekte fayda var, bu fakültelerin açılması birinin işine yarayacak mı? İstanbul’da yeteri kadar hukuk veya iletişim fakültesi yok mu? Bu soruların cevapları aslında yaşadığımız durumun sebebini de ortaya koyuyor.

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Habere Doğru ayrıcalıklarındandan yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!